Bakan Kacır: 130 milyar liralık fon hacminin oluşmasını temin ettik

"Terminal İstanbul: Ekosistem Buluşması"nda konuşan Bakan Kacır, "Kamu kaynaklarımızın oluşturduğu kaldıraç etkisiyle 130 milyar liralık fon hacminin oluşmasını temin ettik. Bu fonların desteğiyle bin 91 teknoloji girişimimiz toplam 175 milyar lira yatırım aldı." dedi.

25 Eylül 2026 14:56

Bakan Kacır: 130 milyar liralık fon hacminin oluşmasını temin ettik

Teknoloji, girişimcilik ve yatırım ekosisteminin önemli paydaşlarını bir araya getiren "Terminal İstanbul: Ekosistem Buluşması", Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır'ın katılımıyla Atatürk Havalimanı'nda gerçekleştirildi.

Terminal İstanbul'un ev sahipliğinde düzenlenen programda başta Meta, Google, AWS, Samsung, Microsoft, Trendyol, Rasmal Ventures, Techstars Istanbul, ASELSAN, ROKETSAN, Turkish Technology ve Disrupt olmak üzere teknoloji, girişimcilik ve yatırım ekosisteminin önde gelen şirket ve kuruluşlarının temsilcileri de hazır bulundu.

Bakan Kacır, yaptığı konuşmada teknolojide yaşanan paradigma değişimine, başta yapay zeka olmak üzere biyoteknoloji, yarı iletkenler ve kuantum teknolojilerine değindi.

Asırlık şirketlerin dahi iş yapma modellerini yeniden gözden geçirdiklerine dikkati çeken Kacır, şöyle konuştu:

"Teknolojide yaşanan paradigma değişimi, üretimden ticarete, güvenlikten sosyal yaşama kadar hayatın hemen her alanını yeniden şekillendiriyor. Özellikle yapay zeka, biyoteknoloji, yarı iletkenler ve kuantum gibi yenilikçi ve yıkıcı niteliğiyle öne çıkan teknolojiler, geleneksel sektörleri ve iş modellerini köklü biçimde dönüştürürken yeni değer zincirleri, yeni pazarlar ve yeni rekabet alanları oluşturuyor. Asırlık şirketlerin dahi iş yapma modellerini yeniden kurgulamak zorunda kaldığı bu dönemde rekabette söz sahibi olmak isteyen iş dünyası için AR-GE ve inovasyon yatırımları, rekabet gücünü korumanın ve gelecekte var olmanın temel şartıdır."

Kacır, çeviklikleri, yeniliği hızla hayata geçirme ve teknolojiyi ekonomik değere dönüştürme kabiliyetleri sayesinde teknoloji girişimlerinin bu dönüşüme öncülük ettiğini söyledi.

"Bizler de Türkiye'den küresel ölçekte iddia sahibi teknoloji girişimlerinin doğmasını, büyümesini ve dünyaya açılmasını sağlayacak güçlü bir girişimcilik ekosistemi inşa etmeyi, daha müreffeh ve daha güçlü bir Türkiye'nin anahtarı olarak görüyoruz." diyen Kacır, şunları dile getirdi:

"Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde son 23 yılda hayata geçirdiğimiz bütüncül AR-GE ve inovasyon altyapısı, Türkiye'den daha fazla küresel başarı hikayesi çıkarmamızın ve teknolojiye yön veren girişimler yetiştirmemizin güçlü zeminini oluşturuyor. Bugün 115 teknoparkımızda 13 binden fazla teknoloji girişimi, birçok yeni fikri ürüne ve teknolojiye dönüştürüyor. Bin 700'ü aşkın AR-GE ve tasarım merkezimizde binlerce araştırmacımız ve mühendisimiz, sanayimizin inovasyon kabiliyetini ileriye taşıyor."

"Genç nüfus, teknolojiye daha hızlı uyum sağlıyor"

Bakan Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin ortanca yaşı 35 olan nüfusuyla Avrupa'nın birçok ülkesinden 10 ila 15 yıl daha genç nüfusa sahip olduğunu vurgulayarak, teknolojiye hızla uyum sağlayan, öğrenme kabiliyeti yüksek ve güçlü girişimcilik ruhuna sahip insan kaynağına dikkati çekti.

Her yıl bir milyona yakın gencin üniversitelerden mezun olarak yetenek havuzuna katıldığını anlatan Kacır, Deneyap Teknoloji Atölyeleri, Sektör Kampüste, Milli Teknoloji Uzmanlık Programları ve Milli Teknoloji Atölyeleri gibi projelerle gençleri geleceğin yetkinlikleriyle buluşturduklarını ifade etti.

Kacır, ayrıca 2018'den bu yana düzenlenen TEKNOFEST ile milyonlarca genci teknoloji geliştirme yolculuğuna dahil ettiklerini ve organizasyondaki yarışmalarda filizlenen binlerce yenilikçi fikrin girişime dönüşmesini sağladıklarını dile getirdi.

"5,8 milyar liralık kamu kaynağı girişimlerin büyüme yolculuğuna yönlendirildi"

Bakan Kacır, girişimcilik ekosistemini güçlendiren finansman adımlarına da değinerek, her aşamadaki girişimin ihtiyaçlarına yanıt veren mekanizmalar oluşturduklarını vurguladı.

Fonların fonu ve eş finansman modelleriyle bugüne kadar 5,8 milyar liralık kamu kaynağını girişimlerin büyüme yolculuğuna yönlendirdiklerini anlatan Kacır, şöyle devam etti:

"Kamu kaynaklarımızın oluşturduğu kaldıraç etkisiyle 130 milyar liralık fon hacminin oluşmasını temin ettik. Bu fonların desteğiyle bin 91 teknoloji girişimimiz, toplam 175 milyar lira yatırım aldı. Özgün bir fikri olan, dünyayı daha iyiye dönüştürme idealine sahip her bir ferdimizin hayallerini bu topraklarda gerçeğe dönüştürmesine imkan tanıyan uçtan uca destek mimarimizle Türkiye, teknoloji girişimciliğinde altın çağını yaşıyor."

Kacır, yapay zekadan uzay ve havacılığa, biyoteknolojiden finans teknolojilerine pek çok alanda Türk girişimlerin sayısız başarı hikayesine imza attığını belirterek, "2019'a kadar henüz unicornu olmayan bir ülkeyken bugün 8 unicornumuz, bizim deyimimizle 8 Turcornumuz bulunuyor." dedi.

Bu başarıların nihai nokta olmadığını vurgulayan Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hedefimiz, 2030 yılına kadar ülkemizden 100 bin teknoloji girişiminin doğması ve Turcornlarımızın toplam değerlemesinin 100 milyar dolara ulaşmasıdır. Bu hedefe ulaşmamızı mümkün kılacak güçlü, dinamik ve küresel ölçekte rekabetçi bir girişimcilik ekosistemini kararlılıkla inşa ediyoruz. Girişimlerimizin küresel pazarlara açılmasında ihtiyaç duydukları destekleri sunan "Turcorn 100 Programı"nı devreye aldık. Türkiye'yi dünyanın dört bir yanındaki nitelikli girişimciler ve teknoloji profesyonelleri için bir çekim merkezi haline getirmek üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızla birlikte Türkiye TechVisa Programı'nı hayata geçirdik. Ülkemize değer katacak küresel yeteneklerin çalışma izinlerini iki hafta gibi kısa bir sürede almalarını mümkün kılan programımızla 5 bin 500'ü aşkın teknoloji profesyonelini ülkemizin girişimcilik ekosistemine kazandırdık. Kamu kaynaklarının yönlendirici etkisini artırmak ve daha bütüncül bir destek mimarisi oluşturmak hedefiyle kurguladığımız fon yatırımları stratejimizle, 300 milyon dolarlık ilave kamu kaynağını girişim sermayesi fonlarına aktarmak üzere harekete geçtik."

"İstanbul'un sahip olduğu potansiyel daha ileriye taşınacak"

Bakan Kacır, Türkiye'yi teknoloji girişimciliğinde dünyanın önde gelen ülkeleri arasına taşıma hedefinde İstanbul'un önemli rol oynadığına dikkati çekti.

İstanbul'u, tarihi ve kültürel zenginliği, güçlü ulaşım bağlantıları ve farklı kültürleri buluşturan kimliğiyle dünyanın dört bir yanından yetenekleri, girişimcileri ve yatırımcıları kendine çeken cazibe merkezi olarak nitelendiren Kacır, şehre yönelik desteklerle ilgili şu bilgileri paylaştı:

"Asırlardır iki denizin ve iki kıtanın buluştuğu yerde cihan yüzüğünün pırlantası gibi ışıldayan İstanbul, girişim sermayesi fonları, melek yatırım ağları, hızlandırma programları, GO girişim ofisleri ve ortak çalışma alanlarıyla, 22 TEKMER'iyle, toplam 30 milyon metrekare büyüklüğündeki 19 teknoparkta faaliyet gösteren 4 bin 100'ü aşkın teknoloji girişimiyle teknoloji ve girişimcilikte Türkiye'nin dünyaya açılan en parlak vitrini. 7 Turcornumuzun İstanbul'dan doğmuş olması, şehrimizin bilgi birikimini, sermaye gücünü ve girişimci yeteneklerini aynı ekosistemde buluşturma kabiliyetinin en somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, İstanbul'un sahip olduğu bu muazzam potansiyeli çok daha ileriye taşıyarak şehrimizi, dünyanın dört bir yanından teknoloji girişimlerinin, yatırımcıların ve küresel yeteneklerin buluştuğu küresel bir girişimcilik merkezine dönüştürmek."

Bakan Kacır, Terminal İstanbul Projesi'yle Atatürk Havalimanı terminal alanını, girişimlerin büyüyeceği, yenilikçi teknolojilerin hayat bulacağı dünyanın en büyük girişimcilik ve inovasyon merkezine dönüştüreceklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın takdiriyle Atatürk Havalimanı Terminali'ni "Terminal İstanbul" markasıyla teknoloji ve girişimcilik fabrikasına dönüştürdüklerini belirten Kacır, şunları dile getirdi:

"Yaklaşık 200 bin metrekare kapalı alanda binlerce teknoloji firmasına ev sahipliği yapacak bu merkez, her ölçekteki girişimin ihtiyaç duyduğu tüm imkanları tek çatı altında sunacak. Modern çalışma ofisleri, kuluçka merkezleri, dünyanın önde gelen girişimcilik kuruluşlarının yürüteceği hızlandırma ve mentörlük programları, ortak prototipleme ve üretim merkezleri ile AR-GE laboratuvarlarına ev sahipliği yapacak bu teknoloji üssünde yenilikçi fikirler geliştirilecek, yeni teknolojiler tasarlanacak, prototiplenecek ve test edilecek. Burada filizlenen ve büyüyen fikirler, üniversitelerimizin bilgi birikimi, sanayimizin üretim kabiliyeti ve yatırımcılarımızın sermayesiyle buluşarak dünya pazarlarında karşılık bulan ürünlere, küresel ölçekte rekabet eden teknoloji şirketlerine dönüşecek. Dünyanın önde gelen AR-GE ve teknoloji şirketleri de geleceğin teknolojilerine yön verecek öncü projelerini Terminal İstanbul'da geliştirecek, araştırma ve inovasyon faaliyetlerini girişimlerimizle kuracakları stratejik ortaklıklarla daha ileriye taşıyacak."

İki yıl önce ortaya koydukları vizyon doğrultusunda önemli mesafe katettiklerini anlatan Kacır, ilk aşamada yaklaşık 5 bin metrekarelik alanda girişimciler ile ekosistem paydaşlarının bir araya geleceği yapıyı hayata geçirdiklerini söyledi.

Kacır, Terminal İstanbul'un gelecek yıl tüm fonksiyonlarıyla devreye alınmasının hedeflendiğini vurguladı.

Bugünkü etkinlikle küresel teknoloji şirketleri, sanayi devleri, yatırım fonları, teknoparklar ve STK'lerin de aralarında bulunduğu 60'tan fazla kurum ve kuruluşun aynı mutabakat metninde buluştuğunu belirten Kacır, teknoloji dünyasının "Şampiyonlar Ligi"ni Terminal İstanbul çatısı altında bir araya getirdiklerinin altını çizdi.

Kacır, ortak akıl ve üretim hedefiyle atılan bu tarihi imzaların, yenilikçi fikirleri filizlendirip gençlerin hayallerini gerçeğe dönüştürme yolculuğuna büyük güç katacağını söyledi.

Etkinlik, "Ekosistem İş Birliği İmza Töreni"nin ardından Bakan Kacır ve beraberindeki heyetin Terminal İstanbul alanını gezmesiyle sona erdi.

'Tasarruf finansmanın daha güçlü bir güven zemininde gelişimini sürdürmesini bekliyoruz'

Emlak Katılım Tasarruf Finansman'ın Katılımevim ve Birevim’i bünyesine katmasını, tasarruf sektörün kurumsal yapısını daha da güçlendirecek önemli bir gelişme olarak değerlendirdiklerini belirten Finansal Kurumlar Birliği Başkanı Ali Emre Ballı, "Önümüzdeki dönemde tasarruf finansman sektörünün daha sağlam kurumsal yapılar, daha yüksek hizmet standartları ve daha güçlü bir güven zemini üzerinde gelişimini sürdürmesini bekliyoruz."

25 Eylül 2026 15:00

'Tasarruf finansmanın daha güçlü bir güven zemininde gelişimini sürdürmesini bekliyoruz'

Finansal Kurumlar Birliği (FKB) Emlak Katılım Tasarruf Finansman’ın Katılımevim Tasarruf Finansman ve Birevim Tasarruf Finansman’ı devralması hakkında açıklama yaptı.

Açıklamada, tasarruf finansman sektörünün son yıllarda BDDK gözetim ve denetimi altında kurumsallaşma, sermaye yapısı, risk yönetimi, şeffaflık ve müşteri haklarının korunması alanlarında önemli bir dönüşüm geçirdiğine dikkat çekildi.

Finansal Kurumlar Birliğinin yılın ilk yarı verilerine göre tasarruf finansman sektörünün aktif büyüklüğü geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 188 artarak 501 milyar TL’ye, müşteri sayısı ise 1,5 milyonun üzerine çıktı.

Sektör, konut, taşıt ve iş yeri ediniminde tasarrufa dayalı finansman modeline yönelik artan taleple birlikte finansal sistem içerisindeki ağırlığını artırmayı sürdürürken gelecek dönemde büyümenin niteliği kadar güvenin korunması, kurumsal yapının güçlendirilmesi ve müşteri odaklı standartların yükseltilmesi de sektörün temel gündem başlıkları arasında yer alacak.

"Konut ya da araç edinimine yönelik bir finansman modeli olmanın ötesine geçiyor"

FKB Başkanı Ali Emre Ballı, Emlak Katılım Tasarruf Finansmanın Katılımevim ve Birevim’i bünyesine katmasını, tasarruf finansman sektörünün kurumsal yapısını daha da güçlendirecek önemli bir gelişme olarak değerlendirdiklerini ifade etti.

Tasarruf finansmanının bugün yalnızca konut ya da araç edinimine yönelik bir finansman modeli olmanın ötesine geçtiğini aktaran Ballı, "Genişleyen müşteri tabanı, büyüyen bilanço yapısı ve artan ürün çeşitliliğiyle Türkiye’nin finansman mimarisinde kendine daha güçlü bir yer açıyor. Bundan sonraki dönemde sektör açısından temel mesele yalnızca büyümek değil, bu büyümeyi güven, şeffaflık ve güçlü kurumsal standartlarla birlikte taşımak olacak." değerlendirmesini yaptı.

"Sektörün geleceğini yalnızca işlem hacmi ya da aktif büyüklük üzerinden okumuyoruz"

Sektörün geleceğini yalnızca işlem hacmi ya da aktif büyüklük üzerinden okumadıklarını aktaran Ballı, asıl değerin tasarrufların ekonomiye kazandırılması, finansmana erişimin çeşitlendirilmesi ve bireylerin uzun vadeli planlarını daha öngörülebilir bir yapıyla hayata geçirebilmesinde ortaya çıktığını kaydetti.

Ballı, bu yapının sürdürülebilirliğinin ise güçlü sermaye, etkin denetim, sağlıklı likidite yönetimi ve müşteri güveninin sürekli korunmasıyla mümkün olduğunu vurguladı.

Kamu ve özel sektör oyuncularının birlikte güçlendiği, rekabetin hizmet kalitesini ve kurumsal standartları yukarı taşıdığı bir yapının sektörün güvenilirliğini ve finansal sistem içerisindeki konumunu daha da güçlendireceğine işaret eden Ballı, "Önümüzdeki dönemde tasarruf finansman sektörünün daha sağlam kurumsal yapılar, daha yüksek hizmet standartları ve daha güçlü bir güven zemini üzerinde gelişimini sürdürmesini bekliyoruz." dedi.

Eurobond tahvilin yüzde 25’i yerliye satıldı

Hazine 2023 sonrası ilk sürdürülebilir tahvil ihracında 1.5 milyar dolar borçlandı, yatırımcıya getiri yüzde 7,650 oldu. Yüzde 25’i Türkiye’deki yatırımcılara tahsisat oranıyla son yılların en yüksek seviyesi görülen tahvil ihracında ilk fiyatlamaya göre sadece 20 baz puanlık gerileme yaşandı, ihraç 1 dolara yakın düşüşle işlem görmeye başladı.

25 Eylül 2026 07:04

Eurobond tahvilin yüzde 25’i yerliye satıldı

ŞEBNEM TURHAN

Hazine ve Maliye Bakanlığı dış borçlanma programı çerçevesinde dün dolar cinsinden 10 yıl vadeli 1.5 milyar dolarlık ESG sürdürülebilir tahvil ihraç etti. İhraca bakanlığın açıklamasına göre 3 katı talep gelirken tahvilin yüzde 25’i Türkiye’ye tahsis edildi. İhraç sonrası ilk işlemlerde uzmanların verdiği bilgiye göre satışların başlamasıyla fiyat 1 dolar aşağıdan işlem yapıldı. Uzmanlar uzun süredir böyle bir tahvil açılış fiyatlaması görmediklerini, 10 yıllık ABD tahvil faizlerindeki yükseliş döneminde yapılmasının da talihsizlik olduğunu vurguladı. Türkiye’deki yatırımcılara yüzde 25 tahsisat ise son yılların en yüksek seviyesine işaret ediyor.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre dolar cinsinden 2037 vadeli bir ESG tahvil (Sürdürülebilir) ihracı için önceki gün BNP Paribas, Citibank, ING Bank ve J.P. Morgan'a yetki verildi. Söz konusu ihraç aynı gün sonuçlandı ve ihraç tutarı 1.5 milyar dolar olarak gerçekleşti. İhraç tutarı 30 Eylül’de bakanlık hesaplarına girecek.

Son üç yılın en yüksek tahsisat oranı 

30 Ocak 2037 vadeli sürdürülebilir tahvilin kupon oranı yüzde 7,500, getiri oranı yüzde 7,650 oldu. İlk fiyatlamalar yüzde 7,85 seviyelerinde bulunuyordu. İhraca 100'ün üzerinde yatırımcının, ihraç tutarının üç katından fazla talep gösterdiği belirtilen bakanlık açıklamasında tahvilin yüzde 32'sinin Birleşik Krallık, yüzde 30'unun ABD, yüzde 25'inin Türkiye, yüzde 9'unun diğer Avrupa ülkeleri ve yüzde 4'ünün diğer ülkelerdeki yatırımcılara tahsis edildiği yer aldı. En son Nisan 2023’te yapılan sürdürülebilir tahvil ihracında 2.5 milyar dolarlık satış yapılmış ve o dönem yüzde 19’u Türkiye’deki yatırımcılara tahsis edilmişti. 2023’ten bu yana Hazine’nin yurtdışı tahvil satışları göz önüne alındığında bu sürdürülebilir tahvilde yüzde 25 Türkiye’deki yatırımcılara tahsis en yüksek orana işaret ediyor. Diğer uluslararası tahvil ve kira sertifikası ihraçlarında Türkiye’deki yatırımcılara yüzde 2-19 arasında tahsis yapılmış durumda. Bazı uluslararası tahvil ihraçlarında ise Türkiye’deki yatırımcılara tahsisat yapılmadığı da öne çıkıyor.

Uzmanların verdiği bilgiye göre ABD tahvil faizlerindeki hareketlilik gelişmekte olan tüm ülke tahvil piyasalarını olumsuz etkiliyor ve Hazine’nin diğer eurobondlarında özel bir satış eğilimi bulunmuyor. Gelişmekte olan diğer ülkelerin tahvil piyasasıyla paralel hareketler gözlense de yeni ihracın açılış gününde olumsuz fiyatlanması dikkat çekici diyen uzman talihsiz zamanlamaya işaret etti.

12.2 milyar dolar ile hedef aşıldı 

Hazine açıklamasında tahvilin, Hazine’nin uluslararası sermaye piyasalarında ihraç ettiği ikinci ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim - Environmental, Social and Governance) tahvil ihracı iken, 2023 yılından bu yana gerçekleştirilen ilk ESG tahvili oldu. Bu tahvil ihracıyla birlikte 2026 yılında uluslararası sermaye piyasalarından toplam 12.2 milyar dolar tutarında finansman sağlandı. Yılbaşında bakanlık 11 milyar dolarlık bir dış finansman hedefi açıklamıştı. Bu yıl da geçen yıl olduğu gibi Hazine ve Maliye Bakanlığı dış borçlanma hedefinin üzerine çıktı.

Uzmanların 20 Eylül’de yenilenen CDS’in 241 seviyelerinde ve önceki ihraçlardakinin 5 puan üzerinde olduğunu belirtirken ihraca gelen talebin de zayıf kaldığını dile getirdi. İlk fiyatlamadan sadece 20 baz puanlık bir faizle ihracın sonuçlanmasının da talepteki zayıflığı ortaya koyduğunu vurgulayan uzmanlar, bunun son yıllardaki en düşük daralma olduğunu vurguladı. Ekim başında Hazine’nin 3 milyar doları aşan itfası bulunduğuna dikkat çeken uzmanlar ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin yüksek olduğu bir zamana denk gelmesinin ise talihsizlik olduğunu kaydetti.

TL devlet tahvillerinde yabancı satışı 

Öte yandan yatırım fonu kriziyle birlikte gösterge tahvil faizlerinde de yön yukarıya çevrildi. Dün itibariyle 2 yıl vadeli TL gösterge tahvil faizi yüzde 40,02’yi gördü, 5 yıl vadeli tahvil yüzde 38,11’e, 10 yıl vadeli gösterge tahvil faizi de yüzde 35,27’ye yükseldi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da fon kriziyle birlikte tahvil alımlarını hızlandırdı. Bu arada TCMB haftalık verilerine göre fonlarda likidite krizinin zirveye ulaştığı 18 Eylül ile biten geçen hafta yabancı yatırımcı devlet tahvillerinde net 116.9 milyon dolarlık, hisse senetlerinde net 109.8 milyon dolarlık satış gerçekleştirdi. Özel sektör tahvillerinde ise satış daha güçlü 331.7 milyon dolar oldu.

Termal turizmin yeni adresi 'Bayramhacı' olacak

Kocasinan Belediyesi, Kapadokya’nın dokusunu jeotermal enerjiyle birleştiren önemli bir lokasyonda bulunan Bayramhacı’da yeni bir turizm destinasyonu oluşturmaya hazırlanıyor. Bayramhacı’nın uzun süredir üzerinde çalıştıkları önemli projelerden biri olduğunu belirten Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, YİKOB ile yapacakları işbirliğiyle bölgedeki jeotermal kaynaklar etkin şekilde değerlendirileceklerini söyledi.

25 Eylül 2026 07:00

Termal turizmin yeni adresi 'Bayramhacı' olacak

HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ

Kocasinan Belediyesi, eşsiz doğal güzellikleri, bir yanında denizi, diğer yanında peri bacalarıyla dikkat çeken Bayramhacı Mahallesi’ndeki turizm potansiyelini gün yüzüne çıkarmak ve bölgedeki termal su kaynaklarını etkin şekilde değerlendirmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bayramhacı Mahallesi sınırları içerisinde yer alan ve Kayseri Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığına (YİKOB) ait Jeotermal Kaynak Arama Ruhsatı sahasında, Kocasinan Belediyesi tarafından yapılması planlanan “Yeşil Dönüşüm Kapsamlı Stratejik Turizm Projesi” yatırımlarında kullanılmak üzere sondaj yapma hakkı Kocasinan Belediyesi’ne verildi.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, Bayramhacı’nın uzun süredir üzerinde çalıştıkları önemli projelerden biri olduğunu belirterek, bölgenin sahip olduğu doğal ve jeotermal zenginliklerle Kayseri ve Türkiye turizmine kazandırılacağını söyledi. Bölgedeki su havzası, yer altı suyu ve jeotermal kaynakların araştırılması ve değerlendirilmesi konusunda önemli bir adım attıklarını ifade eden Başkan Çolakbayrakdar, “Uzun süredir üzerinde çalıştığımız konulardan bir tanesi Bayramhacı'dır. Bayramhacı'nın bir turizm lokasyonu olarak şehrimize, şehir ekonomimize ve ülke ekonomimize kazandırılması amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. YİKOB ile yapılacak iş birliğiyle bölgedeki jeotermal kaynaklar etkin şekilde değerlendirilecek. Bahse konu alan 3 bin hektar, toplam alan ise yaklaşık 15 bin hektar ve alanın büyük kısmı Belediyemize ait. 3 bin hektarlık alanı da YİKOB ile iş birliği içerisinde ve belediyemizin kontrolünde birlikte yönetmiş olacağız. Bu durum, bölgedeki jeotermal kaynakların belediyemiz eliyle işletilmesini sağlayacak” ifadelerini kullandı.

“Bayramhacı, Kapadokya ve jeotermalin buluşma noktası olacak”

Bayramhacı’nın yalnızca jeotermal kaynaklarıyla değil, doğal ve coğrafi özellikleriyle de önemli bir turizm potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan Başkan Çolakbayrakdar, bölgenin Kapadokya coğrafyasının bir parçası niteliğinde olduğuna dikkat çekerek, “Kapadokya coğrafyasının bir parçası olan Bayramhacı'daki turizm potansiyelini gün yüzüne çıkarmayı hedefliyoruz. Bu turizm potansiyelinin yanı sıra bölgenin önemli bir özelliği de jeotermal kaynaklara sahip olmasıdır. Kapadokya coğrafyasına benzer bir topoğrafya burada da bulunmaktadır. Ancak buranın bir artısı da jeotermal kaynaklarının olmasıdır” şeklinde konuştu.

Çolakbayrakdar, bölgede yapılacak sondaj çalışmalarından olumlu sonuç alınması hâlinde Bayramhacı’nın Kayseri ve Türkiye turizmi açısından önemli bir destinasyon hâline geleceğine dikkat çekerek, “İstediğimiz miktarda suyu da bulduktan sonra Bayramhacı, önümüzdeki günlerde Kayseri için yeni bir turizm kaynağı, Türkiye için ise yeni bir turizm potansiyeline sahip önemli bir nokta hâline gelecek” dedi.

 

Hazine'den 1,5 milyar dolarlık ESG tahvili ihracı

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 1,5 milyar dolar tutarında ESG tahvili ihracı gerçekleştirdi.

24 Eylül 2026 13:41

Hazine'den 1,5 milyar dolarlık ESG tahvili ihracı

Hazine ve Maliye Bakanlığının 2037 vadeli bir ESG tahvili (sürdürülebilir) ihracının tutarı 1,5 milyar dolar oldu.

Bakanlığın internet sitesinde yayımlanan duyuruya göre, 2026 yılı dış finansman programı çerçevesinde, dolar cinsinden 2037 vadeli bir ESG tahvili ihracı için BNP Paribas, Citibank, ING Bank ve J.P. Morgan'a 23 Eylül'de yetki verildi.

Söz konusu ihraç aynı gün sonuçlanırken, ihraç tutarı 1,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Meblağ 30 Eylül'de Bakanlığın hesaplarına girecek.

30 Ocak 2037 vadeli sürdürülebilir tahvilin kupon oranı yüzde 7,5, getiri oranı yüzde 7,65 oldu.

İhraca 100'ün üzerinde yatırımcı, ihraç tutarının üç katından fazla talep gösterdi. Tahvilin yüzde 32'si Birleşik Krallık, yüzde 30'u ABD, yüzde 25'i Türkiye, yüzde 9'u diğer Avrupa ülkeleri ve yüzde 4'ü diğer ülkelerdeki yatırımcılara tahsis edildi.

2023'ten bu yana gerçekleştirilen ilk ESG tahvili

Söz konusu tahvil, Hazine tarafından uluslararası sermaye piyasalarında ihraç edilen ikinci, 2023 yılından bu yana gerçekleştirilen ilk ESG tahvili oldu.

Bu tahvil ihracıyla, 2026 yılında, uluslararası sermaye piyasalarından toplam 12,2 milyar dolar tutarında finansman sağlandı.

davut dogan1111

Yumaklı: GEKİS ile her büyükbaş hayvanın dijital bir kimliği olacak

Moskova'daki “2. Uluslararası Veteriner Güvenliği Forumu”nda konuşan Bakan Yumaklı, "Güvenli Elektronik Küpe İzleme Sistemi’ni hayata geçirdik. GEKİS ile her büyükbaş hayvanımızın dijital bir kimliği olacak. Doğumundan itibaren sağlık kayıtları, aşıları ve hareketleri güvenli biçimde takip edilecek." dedi.

24 Eylül 2026 13:37

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Rusya Tarım Bakanlığı tarafından başkent Moskova’da düzenlenen “2. Uluslararası Veteriner Güvenliği Forumu”nun ana oturumunda konuştu.

Türkiye’nin Avrupa, Asya, Kafkasya ve Orta Doğu’nun kesişiminde bulunduğuna işaret eden Yumaklı, yoğun hayvan ve hayvansal ürün hareketleri nedeniyle veteriner güvenliğini erken uyarı, aşılama, izlenebilirlik, laboratuvar altyapısı ve uluslararası işbirliğine dayanan bir sistem olarak ele aldıklarını belirtti.

Yumaklı, veteriner güvenliğinin hayvan hastalıklarıyla mücadelenin yanı sıra gıda arz güvenliği, halk sağlığı, kırsal ekonomi ve uluslararası ticaret açısından da önem taşıdığını dile getirdi.

Sınır aşan hayvan hastalıklarına karşı hazırlıklı olunması gerektiğini vurgulayan Yumaklı, SAT-1 tipi şap hastalığının​​​​​​​ 2025 ve 2026 yıllarında tarihsel yayılım alanının ötesine geçerek birçok ülkede görüldüğünü, Türkiye’de de yaklaşık 60 yıl sonra yeniden tespit edildiğini anlattı.

Yumaklı, “Bakanlığımız hızla harekete geçmiş, Şap Enstitümüz SAT-1’e karşı aşı geliştirerek üretime başlamıştır.” dedi.

Şapla mücadele kapsamında 2025 yılında 23,8 milyon doz aşının sahaya gönderildiğini aktaran Yumaklı, büyükbaş hayvanlarda ilk tur aşılama oranının yüzde 92’ye ulaştığını bildirdi.

Bakan Yumaklı, hastalıklarla mücadelede aşılama kadar izlenebilirliğin de önemli olduğunu dile getirerek, “Bu kapsamda Güvenli Elektronik Küpe İzleme Sistemi’ni (GEKİS) hayata geçirdik​​​​​​​. GEKİS ile her büyükbaş hayvanımızın dijital bir kimliği olacak. Doğumundan itibaren sağlık kayıtları, aşıları ve hareketleri güvenli biçimde takip edilecek. Böylece dijitalleşmeyi doğrudan biyogüvenlik sistemimizin bir parçası haline getiriyoruz.” dedi.

Yüksek patojeniteli kuş gribini de yakından izlediklerini ifade eden Yumaklı, göçmen kuşların geçiş güzergahında bulunan Türkiye’de risk temelli gözetim ve erken uyarı çalışmalarının sürdüğünü, bu yıl ticari kanatlı işletmelerindeki biyogüvenlik kurallarını güçlendirdiklerini kaydetti.

Yumaklı, bruselloz, tüberküloz, kuduz, şarbon ve koyun-keçi vebasına karşı aşılama, gözetim ve kontrol programlarını “Tek Sağlık” yaklaşımıyla yürüttüklerini anlattı.

Türkiye’nin uluslararası ticaret ve ulaştırma koridoru olması nedeniyle transit hayvan ve hayvansal ürün hareketlerini de biyogüvenlik açısından takip ettiklerini belirten Yumaklı, sınır kontrol noktaları, sağlık sertifikasyonu, risk analizleri ve izlenebilirlik sistemleriyle biyolojik riskleri kontrol altında tutmaya çalıştıklarını söyledi.

Yumaklı, amaçlarının uluslararası ticaretin kesintisiz sürdürülmesi ile hayvan ve halk sağlığının korunması arasında denge kurmak olduğunu ifade etti.

"Laboratuvar altyapısı güçlendiriliyor"

Laboratuvar altyapısına ilişkin çalışmalara da değinen Yumaklı, Dünya Bankası işbirliğiyle yürütülen proje kapsamında veteriner kontrol enstitülerinin altyapısını güçlendirdiklerini, Türkiye’ye 14 BSL-2 ve 7 BSL-3 laboratuvar kazandırmayı hedeflediklerini bildirdi.

Yumaklı, söz konusu ​​​​​​​yatırımları ulusal teşhis kapasitesinin yanı sıra bölgesel erken uyarı ve uluslararası bilimsel işbirliği açısından da stratejik gördüklerini dile getirdi.

Gıda kaynaklı biyolojik tehlikeler ile antimikrobiyal direncin de veteriner güvenliğinin bir parçası olduğunu belirten Yumaklı, biyolojik güvenliği çiftlikten sofraya bütün gıda zincirinde ele aldıklarını, hayvanlardan insanlara bulaşabilen etkenleri ve gıda kaynaklı salgınları izlediklerini söyledi.

Hayvan hastalıklarının sınır tanımadığını vurgulayan Yumaklı, epidemiyolojik verilerin zamanında paylaşılması, yeni hastalıkların hızla bildirilmesi ve referans laboratuvarları arasında işbirliği yapılması çağrısında bulundu.

Yumaklı, Türkiye’nin Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) başta olmak üzere uluslararası kuruluşlarla yakın işbirliği içinde çalıştığını, bilgi birikimini ve saha deneyimini ortaklarıyla paylaşmaya hazır olduğunu kaydetti.

Bakan Yumaklı’nın katıldığı oturumda Rusya Tarım Bakanı Oksana Lut, Rusya Federal Bitki Sağlığı Denetim Servisi (Rosselhoznadzor) Başkanı Sergey Dankvert de veteriner güvenliğine ilişkin değerlendirmede bulundu

(AA

Gözler, itfa süresi gelen bonolarda!

Regülatörlerin her gün yeni bir hamleyle geldiği borsada şimdi de aracı kurumların kredili işlemler için ihraç ettikleri bonolarda itfa sıkıntısı olabileceği konuşuluyor. Uzmanlar çeşitli itfa tarihleri bulunan 3.2 milyar liralık ihraçların satış baskısı yaratabileceği görüşünde.

Gözler, itfa süresi gelen bonolarda!

24 Eylül 2026 07:10

ŞEBNEM TURHAN

Yatırım fonu krizinin etkileri genişlemeye devam ediyor. Kredili işlemlerin finansmanı için bono ihraç eden aracı kurumların itfa tarihleri yaklaşıyor. 3.2 milyar lirayı bulan çeşitli vadelerde itfa edilecek ihraçların en büyük müşterisi olan para piyasası fonlarında talep azaldı. Uzmanlar itfa baskısının aracı kurumları hisse satışına zorlayabileceğini borsada yeni baskının bu koldan gelebileceği uyarısını yapıyor.

Borsa İstanbul geçen hafta likidite kriziyle zirveye çıkan yatırım fonu krizinin yaralarını sarmaya çalışırken düzenleyici denetleyici kurumların hamleleri sürüyor. Sermaye Piyasası Kurulu geri alımlarda sınırı ikinci bir duyuruya kadar kaldırırken dün Kamuyu Aydınlatma Platformu’na şirketlerden gelen pay geri alım bildirimleri hızlandı. Bu hem borsada negatif hisse sayısını azalttığı gibi endekslere de destek sağladı. Ancak 7 portföy yönetim şirketinin tasfiyeye alınan 131 şirketinde taban serileri kesintiye uğramadı. Buna rağmen BİST100 endeksi gün içinde pozitif bir seyir izledi, halka arz endeksi ise en kötü performans gösteren endeks olarak öne çıktı.

Yakın vadeli itfalar takip edilecek 

Toparlanma yara sarma çabalarına karşılık hisse fiyatlarındaki sert kayıplar reel sektörde teminat sorunu oluşturduğu gibi aracı kurumlar da bu durumdan negatif etkileniyor. Piyasa uzmanlarının verdiği bilgiye göre aracı kurumların en büyük gelir kalemlerinden biri olan kredili işlemler için ihraç ettikleri bonolarda sorun yaşanmaya başladı. Uzmanların verdiği bilgiye göre bu bonoların en büyük alıcısı para piyasası fonlarıydı. Fon krizi para piyasası fonlarından hem çıkış yaratıp hem de yatırımcıların içerik sorgulamaları sonucunu doğurunca uzmanlar itfalarda sıkıntılar yaşanabileceği uyarısı yapıyor.

Çeşitli vadelerde itfa edilmek üzere şu an 124 bono ihracı bulunuyor ve bunun büyüklüğü 3 milyar 193,7 milyon lira seviyesinde. Bu ay içinde itfası olan bonolar olduğu gibi 2027 tarihliler de var. Para piyasası fonlarında talep azalması aracı kurumların itfa için ellerindeki hisseleri satmaya başlaması sonucunu doğuruyor. Aracı kurumların da fiyat gözetmeksizin bono itfası için hisse satmaya başlaması Borsa İstanbul’da yeni bir satış dalgası baskısı doğurma riski taşıyor. Uzmanların verdiği bilgiye göre bu itfalarda bankacılık sektörü devreye girebilir ancak makroihtiyati önlemler nedeniyle aracı kurumlara kredi kullandırma konusunda bankacılık sektörü de yeterli olmayabilir.

Kredi kullanan hesap 46 bini aştı 

Türkiye Sermaye Piyasası Birliği verilerine göre bu yıl ağustos sonu itibariyle kredili işlem hacmi 129.2 milyar lira seviyesinde bulunuyor. Yine verilere göre kredi kullanan hesap sayısı ise 46 bin 81. TSPB verilerine göre kredi sözleşmeli yatırımcı sayısı ise 652 bin 377. Yatırımcı başına kredi hacmi ise 2.8 milyon lira seviyesinde.

Yatırımcı başına kredi hacmi zirvede 

Ağustos 2026 itibariyle olan bu veri yılın en yüksek yatırımcı başına kredi hacmi rakamına işaret ediyor. 55 aracı kurumun da kredi kullanan yatırımcısı bulunuyor. Ocak 2025'ten bu yana kredi kullanan yatırımcı sayısında en yüksek seviye görülürken yatırımcı başına kredi hacmi ise tarihi en yüksek seviyesine çıkmış durumda.

Bu büyüklükler teminat tamamlama çağrılarını da arttırdı. Takasbank verilerine göre bu haftanın ilk işlem günü teminat tamamlama çağrısı 1.13 milyar lirayı bulurken, önceki gün itibariyle 589.8 milyon liraya geriledi.

Sadece aracı kurumların değil SPK’nın işlem başlattığı portföy yönetim şirketinin birinin iştiraki yatırım bankasının 50 milyar liralık bir ihraç bulunduğunu vurguladı. Uzmanlara göre itfasında sıkıntı yaşanması durumunda yine pay piyasasında baskı oluşturabilecek bir durum yaşanabilir.

Giyimde yeni rota Suriye ve Özbekistan

Yüksek maliyetler nedeniyle basic ve düşük segmentli ürünlerde rekabet gücünü kaybeden hazır giyimciler, Mısır’ın ardından Suriye’ye yönelirken Özbekistan da önemli bir alternatif ülke olma yolunda ilerliyor.

24 Eylül 2026 07:16

 

Giyimde yeni rota Suriye ve Özbekistan

YENER KARADENİZ/İSTANBUL

Artan işçilik ve üretim maliyetleri nedeniyle özellikle düşük segmentli ürünlerde rekabet gücünü kaybeden Türk hazır giyim sektörü, üretim için yeni ülkelere yöneliyor. Mısır’ın ardından Suriye’ye yönelen yatırımcı sayısı hızla yükselirken, şimdi de Özbekistan önemli bir alternatif ülke olma yolunda ilerliyor. TGSD eski Başkanı ve TYH Tekstil İcra Kuruyu Üyesi Ramazan Kaya, iki ülkeye de son dönemde birkaç kez seyahat ettiğini belirterek, Suriye’de işçilik maliyetlerinin Mısır’ın dahi altında olduğunu söyledi. Kaya, Türkiye’ye yakınlığı, karayoluyla önemli tekstil merkezlerine 2,5 saat mesafede oluşu ve hazır giyim geçmişiyle Suriye’nin önemli fırsatlar sunduğunu, Özbekistan’ın ise güçlü tekstil altyapısı ve destekleriyle fason üretim için avantajlı hale geldiğini belirtti. Kaya’ya göre Türk üreticilerin her iki ülkeye yönelik ilgisi önümüzdeki dönemde daha da artacak.

Ramazan Kaya

Fiyat odaklı üretim için alternatif 

Hazır giyim sektörünün son 2-3 yılda yaşadığı maliyet artışlarının özellikle fiyat odaklı ürünlerde yeni üretim merkezlerini zorunlu hale getirdiğini belirten Kaya, bu arayışın ilk olarak Mısır’ı öne çıkardığını söyledi. Suriye’nin yeniden ekonomik sisteme entegre olmaya başlamasıyla yeni bir seçeneğin ortaya çıktığını anlatan Kaya, “Bundan 2-3 yıl önce Mısır’a doğru bir kayış oldu. Şimdi Suriye’nin yeniden entegrasyonuyla beraber hem coğrafi yakınlığı hem de geçmişten gelen üretim altyapısı önemli bir avantaj oluşturuyor” dedi.

Suriye’nin iç savaş öncesinde tekstil ve hazır giyimde önemli bir üretim geçmişine sahip olduğuna dikkat çeken Kaya, yaptığı ziyaretlerde özellikle zanaatkarlık ve işçilik becerisi açısından önemli bir altyapının hala bulunduğunu gözlemlediğini söyledi. Türkiye’nin ise pamuktan ipliğe, kumaştan hazır giyime kadar güçlü ve entegre üretim yapısına sahip olduğunu belirten Kaya, iki ülkenin bu açıdan birbirini tamamlayabileceğini ifade etti.

Gaziantep’ten Halep’e araba ile 2,5 saat 

Suriye’nin Mısır ve diğer alternatif üretim merkezlerinden ayrıştığı en önemli noktalardan birinin lojistik yakınlık olduğunu vurgulayan Kaya, “Halep’ten Gaziantep Havalimanı’na sınır geçişi dahil yaklaşık 2,5 saatte geldim. Antep ve Maraş’ın Türkiye’nin önemli tekstil ve hammadde merkezleri olduğunu düşünürsek bu çok büyük bir avantaj. Türkiye’den hammadde ve aksesuarı organize edip Suriye’de özellikle fiyat odaklı ürünlerin işçiliğini yaptırma imkânı var” diye konuştu.

Bu modelin Türkiye’deki tekstil üretimini de destekleyebileceğine işaret eden Kaya, düşük fiyat segmentindeki hazır giyim üretiminin tamamıyla kaybedilmesi yerine bölgesel bir üretim zinciri kurulabileceğini söyledi. Kaya’ya göre kumaş, iplik, aksesuar, tasarım, Ar-Ge ve üretim organizasyonu Türkiye’de kalırken, emek yoğun bazı operasyonların yakın coğrafyadaki daha düşük maliyetli merkezlerde gerçekleştirilmesi sektörün müşterilerini korumasına yardımcı olabilir.

Suriye’de işçilik 

Mısır’ın altında İki ülke arasındaki maliyet farkına dikkat çeken Kaya, Suriye’de bir çalışanın aylık brüt maliyetinin yaklaşık 300 dolar seviyesinde olduğunu, Mısır’da ise bu rakamın yaklaşık 400 dolara ulaştığını belirtti. Mısır’ın hammadde ve üretim altyapısı bakımından bugün için daha entegre bir yapıya sahip olduğunu kaydeden Kaya, Suriye’nin avantajının ise düşük işçilik maliyetinin Türkiye’nin güçlü tekstil altyapısıyla birleştirilebilmesi olduğunu söyledi. Halep’te yeni sanayi alanlarının da oluşturulmaya başladığını aktaran Kaya, yatırımcılara arazi tahsis edildiğini ve yatırımcıların kendi üretim tesislerini kurmaya hazırlandığını ifade etti. Kaya, yeni tesislerin devreye alınmasının inşaat süreçleri nedeniyle zaman alacağını, ancak önümüzdeki birkaç yıl içinde bölgedeki üretim kapasitesinin belirgin biçimde artabileceğini öngördüğünü söyledi. Kaya’ya göre Suriye, Türk hazır giyim sektörü açısından özellikle önümüzdeki 3-5 yıllık dönüşüm döneminde bir geçiş üretim merkezi işlevi görebilir. Türkiye’nin maliyet nedeniyle kaybettiği basic ve giriş segmentindeki siparişlerin yakın coğrafyada tutulmasının önemine değinen Kaya, “Bu işleri en azından 3-5 yıl Suriye’de yaptırabilirsek geçiş dönemini daha yumuşak geçirebiliriz. Hammadde altyapımız çalışmaya devam eder, elimizdeki müşteri portföyünü de kaybetmemiş oluruz” dedi.

Özbekistan’da yeni fabrikaya gerek yok 

Sektörün diğer yeni rotasının ise Özbekistan olduğunu belirten Kaya, buradaki modelin Suriye’den farklı gelişeceğini söyledi. Türkiye’de hazır giyim sektöründe işçilik maliyetlerinin bin 200 - bin 300 dolar seviyelerine kadar çıktığını ifade eden Kaya, Suriye, Mısır ve Özbekistan’da ise bu maliyetlerin genel olarak 300-400 dolar bandında bulunduğunu belirtti. Bu farkın özellikle fiyat hassasiyeti yüksek siparişlerde Türkiye’de üretimi giderek zorlaştırdığını söyledi. Özbekistan’ın avantajının yalnızca düşük işçilik olmadığını vurgulayan Kaya, ülkenin güçlü bir pamuk, iplik, örgü ve boya altyapısına sahip olduğunu belirtti. Kaya, ülkedeki çok sayıda iplik fabrikasının örgü ve boyahane yatırımlarına, bir bölümünün ise konfeksiyon kapasitesine sahip olduğunu ifade ederek, hazır giyim yatırımlarına yönelik finansman ve kredi desteklerinin de üretimi teşvik ettiğini söyledi.

Türkiye’nin müşterisi, Özbekistan’ın fabrikası

Türk şirketlerinin Özbekistan’da sıfırdan fabrika yatırımı yapmasından ziyade mevcut üreticilerle ortaklık ve fason üretim modeline yönelmesinin daha doğru olacağını belirten Kaya, “Orada yeniden yatırım yapmaya gerek yok. Yapılmış yatırımların üzerine entegre olmak daha doğru. Onların iplik fabrikası, örgüsü, boyahanesi ve konfeksiyonu var ancak müşteri tarafında eksikleri bulunuyor. Bizim ise müşterimiz, Ar-Ge’miz, üretim organizasyonumuz ve know-how’ımız var. Bunları birleştirmek lazım” diye konuştu. Henüz Türk şirketleriyle Özbek üreticiler arasında geniş çaplı bir işbirliği dalgasının başlamadığını belirten Kaya, önümüzdeki dönemde bu alanda çok daha fazla anlaşmanın gündeme geleceğini öngördüğünü söyledi. Kaya, Türkiye’nin yeni dönemde üretimden tamamen çekilmek yerine bölgesel üretim organizatörü konumunu güçlendirmesi gerektiğini belirterek, tasarım, Ar-Ge, hammadde, kumaş, aksesuar, müşteri ilişkileri ve üretim organizasyonunun Türkiye’de tutulduğu, emek yoğun ve fiyat odaklı üretimin ise Suriye, Mısır ve Özbekistan gibi merkezlerle desteklendiği bir modelin sektörün küresel rekabet gücünü korumasına katkı sağlayacağını ifade etti.

Sanayici teminat baskısı altında!

Borsada yatırım fonu krizinin etkileri sürerken reel sektör teminat baskısıyla boğuşuyor. Kaynakların verdiği bilgiye göre bankalar reel sektöre kredi alırken teminat gösterdikleri hisse senetlerinde kayıp yaşandığı için teminat tamamlama ya da teminat yenileme çağrısı yapıyor. Bunun yerine koyacak varlığı olmayan reel sektör ise fiyat bakmaksızın elinde ne varsa satıyor.

23 Eylül 2026 07:04

Sanayici teminat baskısı altında!

ŞEBNEM TURHAN

Yatırım fonu krizi Borsa İstanbul şirketlerini negatif etkilemeye devam ediyor. Borsada yeni haftaya 134 şirket tabanla başlarken dün de 60’ın üzerinde şirket taban serisini sürdürdü. Borsada işlem gören şirketlerin yarısından fazlası ise negatif fiyatlandı. Sahip oldukları kendi şirket veya başka şirket hisselerini teminat göstererek kredi kullanan reel sektör ise bankalardan geri ve teminat tamamlama çağrılarıyla boğuşuyor. EKONOMİ’ye bilgi veren kaynaklar hisselerdeki düşüşün teminatların değerini azaltması nedeniyle reel sektörün hisselerde satış baskısı yaşadığını bunun çok daha büyük çaplı bir soruna neden olabileceğini vurguladı.

TVF’nin alımları BİST30’da yoğunlaşıyor 

Sermaye Piyasası Kurulu başta olmak üzere yatırım fonlarına yönelik geçen hafta zirveye ulaşan likidite krizi sonrasında atılan adımlara rağmen borsa üzerindeki baskılar giderilebilmiş değil. Sadece yatırım fonlarında yoğunlukla yer alan şirket hisseleri değil genele yayılan bir satış eğilimi günlerdir sürüyor. Türkiye Varlık Fonu Ziraat Portföy üzerinden haftanın ilk işlem günü 22 milyar liranın üzerinde alımla tarihi bir rekora imza atsa da alımları banka ve BİST30 hisselerinde yoğunlaşıyor. Ve diğer hisse senetlerindeki negatif seyre bir etkisi olmuyor. Reel sektör kaynaklarının EKONOMİ’ye verdiği bilgiye göre çok daha büyük bir zorluk yaşanmaya başladı.

 Kaynaklar, bankalardan kredi kullanırken teminat gösterdikleri hisse senetlerindeki değer kaybı nedeniyle sıkıntı yaşadıklarını vurgularken bankaların teminat tamamlama ve yenileme çağrılarının ise bu sıkıntıları büyüttüğüne dikkat çekti. Taahhütleri yerine getirmek için kredi kullanan şirketlerin ya kendi hisselerini ya da ellerindeki hisse senetlerini fiyata bakmaksızın satmak zorunda kaldığına işaret eden reel sektör kaynakları Türkiye Varlık Fonu’nun alımlarının da banka ve BİST30 şirketleriyle sınırlı kalmasını eleştirdi. Bir an önce reel sektöre bu konuda bir tedbir açıklanmasının şart olduğunu vurgulayan kaynaklar aksi takdirde bir iki gün içinde bu sorunun çok daha büyük bir krize dönüşebileceği uyarısı yaptı.

Teminat sorunu daha uzun sürecek 

Bankacılık sektörü kaynakları da TVF devreye girip borsada alım yapsa da bunun büyük şirketlerde yoğunlaştığını hatta TVF destek atmasa BİST100’de günlük düşüşün yüzde 4-5’i bulabileceğini dile getirdi. Kaynaklar birçok reel sektör şirketinin ya kendi hissesini ya da sahip olduğu hisseyi teminat göstererek kredi kullandığını hatta para piyasası fonlarında da yüklü miktarlarda parası olduğunu dile getirdi.

Türkiye’nin dev şirketlerini teminat göstermiş olsa da borsada yaşanan düşüş trendi nedeniyle bankaların hem teminat tamamlama hem de teminat değiştirme çağrısı yaptığına dikkat çeken bankacılık sektörü kaynağı reel sektörün bu teminatlar yerine koyacak bir varlığı olmadığı için dönüp borsada fiyata bakmaksızın satış yaptığını vurguladı. Bu teminat kaynaklı satışın yatırım fonu likidite krizinden daha uzun süreceğine işaret eden bankacılık sektörü kaynağı SPK’nın bu gelişmeyi okuyamadığını sadece fonlara odaklandığını söyledi. Bankacılık sektörü kaynağı teminat tarafından çok daha büyük bir baskı geldiğine de dikkat çekti.

SPK, tasfiye edilen fonlardaki yatırımcı sayısını açıkladı

SPK, 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiye edilmesine karar verildiğini, MKK kayıtlarına göre bu fonlardaki tekil yatırımcı sayısının 455 bin 758 kişi olduğunu duyurdu.

SPK, tasfiye edilen fonlardaki yatırımcı sayısını açıkladı

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), tasfiye edilmesine karar verilen 131 fonda bulunan yatırımcı sayısı hakkında açıklama yaptı.

Kamuoyunda tasfiye edilen fonlardaki yatırımcı sayısıyla ilgili farklı bilgilerin yer aldığı belirtilen açıklamada, Kurul Karar Organı'nın 17 Eylül'deki kararları uyarınca 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiye edilmesine karar verildiği, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) kayıtlarına göre anılan fonlardaki tekil yatırımcı sayısının 455 bin 758 kişi olduğu bildirildi.

Açıklamada, "Bu süreçte yatırımcılarımızın sadece resmi kaynaklardan yapılan açıklamaları dikkate almalarını önemle belirtmek isteriz. Sermaye piyasalarımızın sağlıklı işleyişi, yatırımcılarımızın haklarının korunması ve piyasa güveninin sürdürülmesi konusunda Kurulumuz görev ve sorumluluklarını kararlılıkla yerine getirmeye devam edecektir." ifadeleri kullanıldı. 

1,3 trilyon liralık piyasa değeri BIST100’den çıktı!

Borsa İstanbul 1 Ekim itibariyle geçerli olacak pazar güncellemesinde kriter değişiklikleriyle tarihinde en kapsamlı revizyonuna imza attı. Yıldız, ana ve alt pazar için halka açık payların piyasa değeri kriterini iki katına çıkaran Borsa İstanbul yine yıldız pazarda yer alabilmek için volatilite şartı getirdi. Başta Destek Finans Faktoring olmak üzere BIST100’e veda eden 27 şirketin toplam piyasa değeri 1,3 trilyonu buldu.

1,3 trilyon liralık piyasa değeri BIST100’den çıktı!

ŞEBNEM TURHAN

Borsa İstanbul’un her üç ayda bir yaptığı endeks ve pazar değişiklikleri bu kez daha önce hiç görülmedik şekilde kapsamlı gerçekleşti. Borsa İstanbul kaynaklarından edinilen bilgiye göre bu sonucu pay piyasası prosedürü ile kotasyon yönergesinde yapılan değişiklikler sağladı. Pay piyasası prosedüründe yıldız ve ana pazar hesaplamasına volatilite kriteri getirildi ve istisnalar kaldırıldı, kotasyon yönergesinde ise piyasa değeri kriteri iki katına çıkarıldı. Bu değişiklikler sonrası yıldız pazarda yer alan şirket sayısı azaltılırken, BIST 30'da 1, BIST 50'de 6, BIST 100'te ise 27 şirket endeks dışı kaldı.

Borsa İstanbul’un önceki gece Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda yayımladığı ve 1 Ekim-31 Aralık döneminde geçerli olacak pazar revizyonu çerçevesinde yıldız pazarda 149 pay, ana hazarda 396 pay ve alt pazarda 49 pay işlem görecek. Değişikliklerin nedeni artık işlem hacmi veya piyasa değeri değil. Borsa İstanbul pay piyasası yönergesinin 37’nci, kotasyon yönergesinin ise 8’inci maddelerinde değişiklik yaptı. Pay piyasası yönergesinde değişiklik öncesinde yıldız pazarda yer alabilmek için bir volatilite şartı bulunmuyordu.

En yüksek oynaklık dilimi kuralı 

Değişiklikle maddeye volatilite kriteri eklendi ve şöyle dendi: "En yüksek oynaklık diliminde yer almamak." Yönergede bu kriter bir payın değerlemeye tabi paylar arasında yapılacak volatilite sıralamasında azami yüzde 10 olmak üzere belirlenen en yüksek oynaklık diliminde yer alım almamasına bakılacağı şeklinde açıklandı. Yani bundan sonra yıldız pazarda yer alan şirket hisselerinde yüksek miktarda dalgalanma, endeks sonu gelen sert yükseliş veya düşüşler yaşanması durumunda endekste bulunması da riske girecek. Yatırım fonları yeni rehber ve düzenlemeler öncesinde portföylerinde yer alan bazı hisseleri fon getirisini artırmak için bir anda yükseltecek işlemler yapıyordu. Uzmanlar bundan sonra böylesi hamlelerin pazardan düşme sonucu doğuracağına işaret etti.

Halka açık payların değeri yükseldi 

Kotasyon yönergesinde ise yıldız pazar, ana pazar ve alt pazarda yer alacak şirketlerin halka arz edilen paylarının asgari piyasa değeri iki katına çıkarıldı. Daha önce yıldız pazarda yer almak için asgari 2 milyar TL, ana pazarda 500 milyon TL, alt pazarda ise 200 milyon TL halka arz edilen payların piyasa değeri olması yeterliydi. Yeni sistemde yıldız pazar için 4 milyar lira, ana pazar için 1 milyar lira, alt pazar içinde 400 milyon liraya geldi bu sınır. Yıldız pazardan Destek Finans Faktoring ile Katılımevim çıkarılırken yıldız pazardaki şirket sayısı azaltıldı.

Pazar kriterlerinin değişmesi endekslere giren çıkan şirketler için belirleyici oldu. Borsa İstanbul’un açıklamasına göre BIST100’de 27 şirketin değişti bu endeks tarihinin en kapsamlı dönemsel revizyonu anlamına geliyor. BİST30’dan 1 şirket değiştirildi. BİST50’de ise bu rakam 6 oldu. BİST100 endeksinden çıkarılan 27 şirketin 26’sı 1 Ekim itibariyle yıldız pazardan da çıkacak. BİST100 endeksinden çıkan 536 milyar lira ile piyasa değeri en yüksek 7'nci şirket olan Destek Finans Faktoring ve 126.3 milyar lira ile 30'uncu sırada yer alan Katılımevim’in yanı sıra 27 şirketin toplam piyasa değeri 1.3 trilyon liraya denk geliyor.

Endeksten hangi hisseler çıkarıldı, hangileri alındı?

Borsa İstanbul açıklamasına göre BİST30’a çıkarılan Destek Finans yerine TR Anadolu Metal Madencilik hissesi alınıyor. BİST50’de CVK Madencilik, CW Enerji, Doğuş Otomotiv, Enerya Enerji, Mavi Giyim, TSKB alınırken, Destek Finans Faktoring, Efor, Katılımevim, Kuyaş, Mia Teknoloji ve Pasifik Eurasia çıkarıldı. BİST100’den Balsu Gıda, Batıçim, Dap Gayrimenkul, Destek Finans Faktoring, Efor, Esenboğa Elektrik, Europowen, Gen İlaç, Gezen, Graintürk Holding, Galatasaray, Işıklar Enerji Yapı Holding, İzdemir Enerji, Kiler Holding, Katılımevim, Kuyaş, Margün Enerji, Odine, Pasifik Eurasia, Pasifik Teknoloji, Pasifik GMYO, Quagranit, Ral Yatırım Holding, Reeder, Sarkusyan ve Şekerbank çıkarıldı. Yıldız pazarda kalmasına rağmen BİST100’den çıkan Batıçim pazar uygunluğundan değil sıralamadan kaynaklı olarak çıkmak zorunda kaldı. BIST 100’e yeni giren 27 şirket hissesi şöyle: Anadolu Grubu Holding, Ahlatçı Doğalgaz, Akçansa, Akfen Yenilenebilir Enerji, Aygaz, Bin Yatırımlar Holding, Eczacıbaşı Yatırım, Ege Endüstri, Ege Gübre, IC Enterra Yenilenebilir Enerji, Global Yatırım Holding, Galatawind, İskenderun Demir Çelik, Karsan, Katmerciler, Kocaer Çelik, Kordsa, Limak Doğu Anadolu, Rönesans Gayrimenkul Yatırım, Reysas Taşımacılık, Sinpaş GMYO, Tab Gıda, Kıraç Galvaniz, Torunlar GYMO ve Türk Traktör. Endeks değişiklikleri piyasada olumlu karşılanırken önceki en iyi alıcı olarak 22 milyar lirayla tarihi en yüksek seviyede borsaya giren TVF dün yine bankalar ve BİST30 hisselerinde hareketliydi. Öte yandan dün BİST50’de açığa satışta yukarı adım kuralı uygulandı. Bu arada sermaye Piyasası Kurulu pay geri alımlarında ikinci bir duyuruya kadar geri alınan payların toplam bedeline ilişkin üst sınırın uygulanmamasına karar verdi. Sert düşüş yaşayan hisselerini geri almak için şirketler artık bir sınıra takılmayacak.

Gürlek açıkladı, yeni operasyon dalgası başladı

Sermaye piyasalarında manipülatif işlemlere yönelik soruşturmada İstanbul ve Aydın’da düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda haklarında yakalama kararı bulunan 15 şüpheliden 14’ü gözaltına alındı. Bir şüphelinin ise yurt dışında olduğu belirlendi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, soruşturmaların vatandaşların birikimlerini hedef alan manipülatif işlemlerin ortaya çıkarılması, mağdurların haklarının korunması ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesi amacıyla kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen soruşturma kapsamında operasyonun, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) Katılımevim Tasarruf Finansman (KTLEV), Destek Holding ve Hedef Holding paylarındaki işlemlere ilişkin piyasa dolandırıcılığı tespitleri doğrultusunda gerçekleştirildiği belirtildi. Yeni operasyonla birlikte soruşturma kapsamında bugüne kadar hakkında adli işlem başlatılan şüpheli sayısı 60’a yükseldi. Bunlardan 4’ü tutuklanırken, 44 şüphelinin gözaltındaki adli işlemleri devam ediyor. Ayrıca 12 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar sürdürülüyor. Bakan Gürlek, soruşturmanın yalnızca manipülatif işlemlerle sınırlı kalmadığını, mali boyutunun da bütün yönleriyle incelendiğini belirtti. Bu kapsamda suçtan elde edilen kazancın ortaya çıkarılması, malvarlıklarının kaçırılmasının önlenmesi ve mağdur vatandaşların haklarının korunması amacıyla adli ve mali tedbirlerin uygulandığını kaydetti. Gürlek, hukuken sorumluluğu tespit edilen herkesin adalet önünde hesap vereceğini, suçtan elde edilen kazancın izinin sonuna kadar sürüleceğini ve mağdurların haklarının korunması için gerekli tüm hukuki tedbirlerin uygulanacağını ifade etti.

 

 

Fon krizinde artçı sarsıntı sürüyor

Fon krizinin artçıları borsa ve yatırım fonu piyasasını sallamaya devam ediyor. Dün 134 hisse taban gördü, neredeyse borsada işlem gören her 4.5 şirketten biri taban fiyata indi. En düşük riskli fon para piyasaları fonlarından 1 haftada 2.7 milyar dolar çıktı. Soruşturma genişlerken belirsizlikler nedeniyle panik satışları her iki piyasada da sürdü.

Fon krizinde artçı sarsıntı sürüyor

ŞEBNEM TURHAN

Yatırım fonlarında yaşanan krizin etkisi Borsa İstanbul’u sarsmaya, en düşük riskli para piyasası fonlarından nakit çıkışını artırmaya devam ediyor. Her ne kadar başta Sermaye Piyasası Kurulu olmak üzere regülatörler krizin en sıcak konusu likidite krizini aşmak ve sorunlu fonlarda tasfiyeyi başlatmak için harekete geçse de yatırımcılara ödemelerin nasıl olacağına ilişkin süren belirsizlik ve soru işaretleri paniği artırıyor. Fonlarla ilgili soruşturmaya yeni kurumların eklenmesi ve genişlemesi ayrıca takip ediliyor. Bunun yanı sıra piyasa uzmanlarının borsada işlem gören şirketlere bu krizin bulaşmasını önlenmesi için daha etkili adım beklentileri büyürken dün gün içinde BİST100 yüzde 2’nin üzerinde düştü, 134 hisse taban görürken tasfiye kararı verilen fonlarda yoğun yer alan şirketlerin taban serileri devam etti.

PPF’LERDEN 313.7 MİLYAR TL ÇIKTI 

Geçen haftayı fon krizinin sıcak etkisiyle yüzde 8,18 kayıpla tamamlayan BİST100 endeksi yeni haftaya da düşüşle başladı. Borsa İstanbul’da işlem gören 607 hissenin sadece 21 tanesi dün pozitif bir performans sergilerden 134 şirket taban gördü, 140 hisse açılışta yüzde 5 ve üzeri kayıp yaşadı. BİST100 endeksi gün içinde 13 bin seviyesinin altına gerileyerek Mart 2025’ten bu yana en düşük seviyeye indi. Halka arz endeksinde gün içi kayıplar yüzde 8'in üzerine çıkarken finansal kiralama faktöring endeksi yüzde 9,6 düşüşe imza attı. 

Borsada kayıpların yanı sıra en düşük riskli yatırım fonu olan para piyasası fonlarından çıkışlar da hızlandı. TEFAS verilerine göre geçen hafta para piyasası fonlarını 313 milyar 717,8 milyon lira terk etti. Dünkü döviz kuru üzerinden kabaca bir hesapla 1 haftada 2.7 milyar dolar PPF’lerden çıktı. Satışlar sadece işleme kapatılan veya tasfiye kararı alınan fonlarda yoğunlaşmadı dev bankaların para piyasası fonlarında da sert satış gözlendi. Para piyasası fonlarından 1 haftada çıkan yatırımcı sayısı da 54 bini aştı. Halen para piyasası fonlarında 3.96 milyonun üzerinde yatırımcı bulunuyor.

SORUŞTURMA HER GÜN GENİŞLİYOR 

EKONOMİ’ye konuşan SPK’ya yakın kaynakların verdiği bilgiye göre hafta sonu hem kurum hem de görevlendirilen portföy yönetim şirketleri aralıksız çalıştı. SPK hatırlanacağı gibi geçen hafta büyüklüğü 20 milyar doları aşan 131 fonun tasfiyesine karar verdi ve bunun için de 3 ay süre belirledi. Ancak dün sabah SPK yaptığı açıklama ile bu süreyi 6 aya çıkardı. Fon soruşturması kapsamında gözaltılar ve malvarlığı dondurma kararları dün yine devam etti. Ayrıca yeni şirketler de soruşturma kapsamına alındı. Katılımevim’de piyasa dolandırıcılığı gerçekleştirildiği tespit edilirken bu kapsamda 25 kişi hakkında adli işlemler başlatıldı. Pusula Portföy, Pusula Yatırım, Tera Yatırım, Tera Portföy, Hedef Holding, Hedef Portföy, Bulls Yatırım, Bulls Portföy ve Ufuk Yatırım ile bağlantılı yönetici ve yetkililerin para ve malvarlığı hareketleri donduruldu. MASAK’tan soruşturma kapsamındaki yöneticilerin 2024’ten bu yana hesap ve yurtdışı transferlerine ilişkin rapor istendi.

SORU İŞARETLERİ BÜYÜYOR 

Bu gelişmeler ve artan belirsizlik hem yatırım fonları hem de borsayı negatif etkiliyor. Piyasa uzmanlarının verdiği bilgiye göre tasfiye kararı alınan 131 fonun yanı sıra işleme kapatılan fonlarla ilgili bir adım atılmaması da sorunları büyütüyor. Uzmanlar panik satışları olmasın diye böyle bir hamle yapılmış olabileceğini ancak işlem yapamayan yatırımcının paniğinin daha da arttığı görüşünde. Yine EKONOMİ’ye konuşan SPK’ya yakın kaynakların verdiği bilgiye göre henüz portföy hesaplamaları yapılamadı. Ayrıca portföylerdeki yoğun bulunan hisselerdeki taban seviye durmuyor.

DAHA SERT ÖNLEM BEKLENTİSİ 

Piyasa uzmanlarının verdiği bilgiye göre hem SPK’nın tasfiye ve işleme kapattığı 7 kurumda fon sahibi olan yatırımcı hem de borsa ile diğer fon yatırımcıları tüm bu belirsizlik ve soru işaretleri gölgesinde hareket ediyor. Uzmanlar fon kriziyle birlikte ilk etapta yapılan satışların piyasa üzerinde baskı oluşturduğunu bunların piyasa üzerindeki etkisinin azaltılabilmesi için yeni adımlar atılması gerektiğini vurguluyor. Borsada devam eden satış dalgasının yeni mağdurlar oluşturmaması için de hızlı hareket edilmesi gerektiğini dile getiren uzmanlar güven kaybının giderilmesi için de adım bekliyor.

Diğer hisseler sabit kalırsa 18 hissedeki taban serisi nasıl etkiler?

Marbaş Menkul Değerler "BİST100’deki diğer hisseler sabitken fon krizi başladığından bu yana taban serisi süren 18 hissede fiyatlama böyle devam ederse ne olabilir" senaryosuna dayanan bir olasılık analizi yayımladı. Kurumun analizine göre bu 18 hisse BİST100’ün ağırlığının yüzde 9,19’unu oluşturuyor ki bunun tek başına 4.02 puanı Destek Finans Faktoring’e ait. Bu hisseler günlerdir taban gidiyor ve seri 10 iş günü daha aynı şekilde devam eder ve diğer 83 hisse yerinde sayarsa hipoteziyle Marbaş uzmanları endeksin her gün ne kadar eriyeceğini hesapladı. Analize göre, ilk gün 122 puanlık bir kayıpla endeks 13 bin 284'ten 13 bin 162'ye iniyor; ancak burada kilit nokta şu; bu hisseler düştükçe endeks içindeki ağırlıkları da küçülüyor, dolayısıyla aynı taban hareketinin endekse yaptığı baskı her gün azalıyor. Beşinci güne gelindiğinde günlük katkı 80 puana, onuncu günde ise 47 puana kadar iniyor. Toplamda 10 günde kümülatif etki −795 puan oluyor ve diğer hisseler sabit kalırsa BIST100 13 bin 284'ten 12 bin 489'a, yani yaklaşık yüzde 6'lık bir kayıpla geriliyor. Kümülatif düşüşün neredeyse tamamı ilk beş günde birikiyor; sonraki günler giderek sönümlenen bir etki yaratıyor. Tabloyu hisse bazında okuduğumuzda yükün büyük kısmını tek bir isim çekiyor: Destek Finans Faktoring’in katkısı tek başına −348 puan ve toplam negatif etkinin yüzde 44'ü; onu Katılımevim, Işıklar Enerji Yatırım Holding, Ral Yatırım Holding ve Kuyaş izliyor, bu beş hisse birlikte düşüşün yaklaşık yüzde 85'ini açıklıyor.

Tasfiye planlanan fonlar için havuz oluşturulabilir mi?

Bloomberg dün yaptığı haberde SPK yetkililerine dayandırarak tasfiyesine karar verilen 131 fonun varlıklarından ortak bir havuz oluşturulmanın değerlendirildiğini belirtti. Haberde, SPK yetkilisi, ekonomi yönetiminin havuzu hangi kurumun yöneteceğini hâlâ tartıştığını kaydederken planların henüz başlangıç aşamasında olduğunu ve değişebileceğini dile getirdi. Habere göre yetkili ayrıca hükümetin, nitelikli yatırımcılar için varlık alt sınırını mevcut 10 milyon liralık seviyenin üzerine çıkarmayı düşündüğünü vurguladı. EKONOMİ’ye bilgi veren kaynaklar varlıkların bir havuzda toplanması için SPK mevzuat değişikliği gerekebileceğini ifade etti.

'Nefes'e 106,2 milyar liralık kredi

Bakan Şimşek, temmuz sonu itibarıyla 114 bin 304 esnaf ve sanatkâra hazine faiz destekli toplam 87.4 milyar lira tutarında kredinin kullandırıldığını, aynı dönemde esnaf kredilerine ilişkin toplam kredi bakiyesinin 299 milyar lira olarak gerçekleştiğini açıkladı.

Son Güncelleme: 22 Eylül 2026 08:04

'Nefes'e 106,2 milyar liralık kredi

CANAN SAKARYA/ANKARA

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, milletvekillerinin esnaf ve sanatkarlara kullandırılan kredilere ilişkin soru önergesini yanıtladı. Şimşek, Halk Bankası tarafından esnaf ve sanatkarların finansman ihtiyaçlarının uygun koşullarda karşılanması için 2002 yılından itibaren yürürlüğe giren kararlar çerçevesinde Hazine faiz destekli krediler kullandırıldığını belirtti. Halk Bankası tarafından esnaf ve sanatkarlara 2025-2027 yılları arasında kullandırılacak kredilerde cari faiz oranları dikkate alınarak yüzde 50 indirim uygulandığı bilgisini veren Şimşek, sağlanan bu imkanın yıllar içerisinde geniş bir kesime ulaştığını, esnaf ve sanatkarların finansmana erişiminin kolaylaştırılarak ekonomik faaliyetlerinin sürdürmelerinin sağlandığını kaydetti.

Toplam bakiye 300 milyara yaklaştı 

Bakan Şimşek’in verdiği bilgiye göre, 2026 yılı Temmuz sonu itibarıyla 114 bin 304 esnaf ve sanatkâra toplam 87.4 milyar lira tutarında kredi kullandırıldı, esnaf kredilerine ilişkin toplam kredi bakiyesi 299 milyar lira olarak gerçekleşti. Böylece 2026 Temmuz sonu itibariyle yaklaşık 40.3 milyar liralık faiz desteği sağlandığını kaydeden Bakan Şimşek, “Hazine faiz destekli işletme kredilerinde risk grubuna göre azami 1 milyon 500 bin liraya kadar, yatırım kredilerinde ise işyeri, taşıt, makine ve teçhizat alımlarına yönelik ihtiyaçların karşılanmasını teminen kredinin kullanım nedenine göre değişen vadelerde 3 milyon 500 bin liraya kadar kredi limiti artırılmıştır” dedi. Bakan Şimşek, ayrıca 2025 yılı Temmuz ayında yürürlüğe alınan ve Kredi Garanti Fonu kaynaklı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) nefes kredileri ile 36 ay vadeye kadar azami 6 ay ödemesiz yüzde 80 kefalet oranıyla, firma başına 3 milyon liraya kadar kredi imkanı sunulduğu belirterek, bugüne kadar 75 bin 584 kredi işlemi ile 106.2 milyar lira kredi sağlandığını belirtti.

Şirketler yaralarını sarma çabasında

Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin yüzde 96,4’ünün kayıpla geride bıraktığı geçen haftanın ardından pay geri alımları öne çıktı. Sadece cuma günü 47 şirket geri alım gerçekleştirirken geçen haftanın tamamındaki alımlar 5 milyar lirayı aştı. Her gün taban olan şirketlerde ise kayıplar yüzde 40’ı geçti.

Şirketler yaralarını sarma çabasında

ŞEBNEM TURHAN

Borsa İstanbul’da, yaşanan fon krizinin etkilerini atlatmak için şirketler harekete geçti. Geri alım programları art arda açıklanırken sadece cuma günü şirketlerin ve ortakların yaptığı geri alım 3.8 milyar lirayı geçti. Geçen haftanın tamamında ise yapılan pay geri alımının büyüklüğü 5 milyar liraya yaklaştı. Şirketler geçen hafta açıkladığı geri alım programı da 11 milyar liraya dayandı. Fon krizinin en sert günlerinin yaşandığı geçen hafta borsada işlem gören 613 hissenden 8 hisse her gün taban, olurken 52 hisse yüzde 30 ve üzeri, 161 hisse yüzde 20 ve üzeri 424 hisse de yüzde 10 ve üzeri düştü.

Her gün taban oldular 

Yatırım fonlarında yaşanan likidite krizi geçen hafta Borsa İstanbul’u salladı. Kamu, dört bir koldan sorunun yayılmasını önlemek için adımlar atarken krizin faturası ağır oldu. Borsa İstanbul BIST 100 endeksi geçen hafta yüzde 8,18, bankacılık endeksi yüzde 3,65, halka arz endeksi ise yüzde 20,84 kayıp yaşadı. BIST 100’ün piyasa değeri 12,8 trilyon liraya geriledi. Teminat tamamlama çağrıları, sert düşüşün yaşandığı 16 Eylül sonrasında 1,76 trilyon liraya çıkarken 18 Eylül itibarıyla 452,6 milyar liraya geriledi. Geçen hafta sadece 19 hisse yükselirken 3 hissenin fiyatında önceki haftaya göre değişim olmadı. 591 hisse kayıp yaşadı. Yani borsada işlem gören şirketlerin yüzde 96,4’ü geçen haftayı kayıpla geçirdi. En dikkat çekici gelişme ise Sermaye Piyasası Kurulu’nun işleme kapattığı veya tasfiye kararı aldığı yatırım fonlarının portföylerinde yer alan şirket hisselerinin her gün taban olmasıydı. Selçuk Ecza, Anel Elektrik, Hedef Holding, Katılımevim, Gündoğdu Gıda, Odine ve Pasifik Eurasia hisseleri geçen hafta yüzde 40,86 düştü, yani her gün taban gördü.

Halka arz endeksinde sert kayıp 

Borsa İstanbul’daki 36 endeksin tümü geçen hafta düşerken en düşük kayıplar yüzde 2,58 ve yüzde 3,65 ile sigorta ve bankacılık endekslerinde gerçekleşti. En sert düşüşler ise yüzde 24,02 ile bilişim, yüzde 20,84 ile halka arz, yüzde 20,77 ile finansal kiralama ve faktoring endekslerinde yaşandı. Borsadaki hisselerin yüzde 96’sından fazlası değer kaybedince şirketlerden de birbiri ardına pay geri alım açıklamaları gelmeye başladı. Geri alım programları devam eden şirketlerin yanı sıra programlarını tamamlayan ya da güncelleyen şirketler de öne çıktı.

Toplam 91 şirketten geri alım 

Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) verilerinden EKONOMİ’nin yaptığı hesaplamalara göre, 18 Eylül günü 47 şirket kendi paylarında geri alım gerçekleştirdi. Uzmanlara göre, şirketlerinin değerinin olması gerekenin altında olduğunu düşünen, hisse fiyatının şirketin gerçek performansını yansıtmadığına inanan şirketler, hem kendilerini hem de hisselerine yatırım yapan yatırımcıları korumak için geri alıma yöneldi. Bu 47 şirketin kendi paylarında yaptığı tek günlük geri alımların tutarı 3,8 milyar lirayı geçti. Bazı hisselerde geri alım programı dışında yönetim kurulu üyelerinden gelen alım emirleri dikkat çekti. Haftanın son işlem günü hızlansa da pay geri alımları geçen hafta boyunca hareketlenmeye başlamıştı. KAP duyurularından yapılan hesaplamalara göre, 14-17 Eylül’de 44 şirket kendi paylarında geri alım gerçekleştirdi ve bu alımların büyüklüğü de yaklaşık 1 milyar liraya ulaştı. Böylece geçen hafta toplam 91 şirket geri alım gerçekleştirdi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu da bankaların pay geri alımlarında esneklik sağlayan kararını geçen hafta açıkladı. Yeni geri alım programları açıklayan şirketler arasında haftanın ilk işlem günü 2,5 milyar liralık programıyla Türk Telekom öne çıktı. Enerya ile Ahlatçı Holding 2 milyar liralık geri alım programını duyururken yeni halka arz şirketlerinden Çitlekçi’nin 1 milyar liralık pay geri alım programı açıklaması dikkat çekti. Metropol 1,2 milyar liralık, Gedik Yatırım ise 700 milyon liralık geri alım programını devreye aldığını duyurdu. Toplam 13 şirket, geçen hafta 11,2 milyar lira büyüklüğünde geri alım programı kararı açıklamış oldu.

Bir haftada fonlardan çıkış 371,4 milyar lira

Kriz, yatırım fonlarında nakit çıkışını hızlandırdı. Bir haftalık toplam net nakit çıkışı 371 milyar 380,5 milyon liraya ulaşırken işleme kapatılan ve tasfiye kararı alınan fonların dışında para piyasası fonlarındaki çıkışlar dikkat çekti. Geride bıraktığımız haftada 439 yatırım fonuna net nakit girişi gerçekleşirken 940 fondan nakit çıkışı yaşandı. Böylece TEFAS’a açık veya kapalı 2 bin 50 fonun yüzde 46’sında nakit çıkışı görüldü. Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre, 31 Ağustos itibarıyla 10,97 trilyon lira olan yatırım fonlarının toplam piyasa değeri, 18 Eylül itibarıyla 10,46 trilyon liraya indi. Yaklaşık 510 milyar liralık piyasa değeri kaybı gerçekleşti.

davut dogan1111

Kapasite kullanımı eylülde yüzde 0,7 arttı

Merkez Bankası'nın eylül verilerine göre imalat sanayisi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmamış kapasite kullanım oranı, 0,7 puan artışla 74,2 seviyesine yükseldi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), eylül ayına ait imalat sanayi kapasite kullanım oranı verilerini açıkladı.

Buna göre, eylülde 1982 iş yerinin İktisadi Yönelim Anketi'ne verdiği yanıtlar değerlendirilerek sonuçlar oluşturuldu.

İmalat sanayi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmış kapasite kullanım oranı eylülde bir önceki aya göre 0,6 puan artarak yüzde 74,1 seviyesinde gerçekleşti.

Mevsimsel etkilerden arındırılmamış kapasite kullanım oranı, eylülde bir önceki aya göre 0,7 puan artarak yüzde 74,2 seviyesine çıktı.

Türkiye'de 2025 ve 2026 yıllarında aylar itibarıyla kapasite kullanım oranları (yüzde) şöyle:

Aylar/Yıl   2025 2026
Ocak   74,6 74,1
Şubat   74,5 73,5
Mart   74,4 73,3
Nisan   74,3 73,8
Mayıs   75,0 74,2
Haziran   74,6 74,5
Temmuz   74,2 73,9
Ağustos   73,5 73,5
Eylül   74,0 74,2
Ekim   74,2  
Kasım   74,4  
Aralık   74,4

Dünya savaş kârını vergilendiriyor!

İran savaşı petrolü 100 doların üzerine taşırken enerji şirketlerinin gelirli da sıçradı. Londra’da işlem gören en büyük petrol şirketi üç ayda yaklaşık 93 milyar dolar kazanırken, rafineri marjları da arz şokuyla rekor seviyelere yaklaştı. Şimdi hükümetler, savaşın yarattığı “olağanüstü karın” bir bölümüne vergiyle ortak olmaya hazırlanıyor.

Petrol fiyatındaki yükseliş yalnızca akaryakıt pompalarını değil, enerji şirketlerinin bilançolarını uçurdu. Hürmüz Boğazı’ndaki arz kesintileri ve Ortadoğu’daki üretim kaybının küresel petrol ürünleri piyasasında yarattığı sıkışma, üreticilerden rafinerilere kadar enerji zincirinde gelirleri yukarı taşıdı. Hükümetler de, savaşın yarattığı ekstra kazançtan ve servetten payını almak için harekete geçti.

Savaşın ardından petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıktığı ilk tam mali çeyrekte, sekiz büyük petrol şirketinin yaklaşık 93 milyar dolar kar ettiği hesaplanıyor. Petrol ve doğalgaz arzının savaş öncesi seviyelere dönmesinin aylar alması ve petrolün 100 dolar civarında kalması halinde, bu şirketlerin yıl sonuna kadar elde edeceği toplam karın 234 milyar dolara ulaşabileceği öngörülüyor.

Rafinerilerde kar marjı sıçradı

İran savaşı rafineriler için de büyük bir kar fırsatı yarattı. Hürmüz Boğazı'ndaki kesinti ve Ortadoğu'daki rafinerilere yönelik saldırılar ham petrol arzını sıkıştırırken, benzin, motorin ve jet yakıtında kıtlık riskini artırdı.

İkinci çeyrekte savaş nedeniyle küresel rafineri üretiminin yaklaşık yüzde 6'sı, yani günde yaklaşık 5 milyon varillik kapasite devre dışı kaldı. Asya'daki bazı rafineriler ham petrol tedarikindeki sorun nedeniyle üretimi düşürürken, Çin de ithalattaki kaybı dengelemek için rafineri faaliyetlerini ve yakıt ihracatını kıstı.

Arzın daralması rafine ürün fiyatlarını yukarı iterken, çalışan rafinerilerin fiyatlama gücünü artırdı.

Bu tablo hükümetleri harekete geçiriyor. Çünkü şirketlerin maliyetleri aynı hızda yükselmeden petrol ve rafine ürün fiyatlarının artması, “savaş kaynaklı ekstra kazanç” tartışmasını büyütüyor.

Enerji şirketlerine yönelik doğrudan “aşırı kâr” vergisinin fiilen yürürlükte olduğu en net örnekler Birleşik Krallık ve Romanya. İtalya ise 2026’da enerji şirketlerine yönelik ek vergi yükü getirdi. Portekiz ve Polonya yeni olağanüstü kâr vergilerini yasama sürecine soktu. Almanya, Avusturya, İspanya, İtalya, Portekiz ve Polonya ise ayrıca Ortadoğu savaşından kaynaklanan petrol şirketi kârlarının AB çapında vergilendirilmesini resmen talep ediyor.

İNGİLTERE ÖNCÜ, % 38 VERGİLİYOR 

Olağanüstü kâr vergisinin en belirgin örneği İngiltere. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından 2022’de getirilen Energy Profits Levy, petrol ve gaz şirketlerinin ekstra kazançlarını hedefliyor. Oran Kasım 2024’te yüzde 38’e çıkarıldı. Mevcut vergi yüküyle birlikte Kuzey Denizi petrol ve gaz faaliyetlerinde efektif marjinal oran yüzde 78’e kadar çıkıyor. Düzenlemenin 2030’a kadar sürmesi planlanıyor.

İngiltere'nin modeli artık daha kalıcı hale de geliyor. 2030'dan itibaren uygulanması planlanan yeni sistem, petrol ve gaz gelirlerinde fiyatların yükseldiği dönemlerde ek vergi alınmasını öngörüyor. Ancak sektör temsilcileri, yüksek verginin yeni yatırımları caydırabileceğini savunuyor. Kuzey Denizi şirketleri levy’nin 2027’de sona erdirilmesini istiyor.

ROMANYA KÂRDAN DEĞİL CİRODAN ALIYOR 

Romanya farklı bir yöntem uyguluyor. Petrol ve doğal gaz çıkarımı, rafinaj, akaryakıt ticareti, gaz dağıtımı ve boru hattı taşımacılığını kapsayan özel düzenleme kapsamında şirketlerin ilgili net cirolarına yüzde 0,5 vergi uygulanıyor. Böylece doğrudan kâr fazlasını ölçmek yerine enerji zincirinin gelirinden kamu payı alınıyor. Düzenlemenin 2026 sonuna kadar sürmesi öngörülüyor.

İTALYA'DAN 2 PUANLIK EK YÜK

İtalya ise 2026 ve 2027 vergi dönemlerinde enerji şirketlerinin bölgesel üretim vergisi IRAP’a 2 puanlık ek yük getirdi. Hükümetin yaklaşımı, savaşın elektrik ve doğal gaz maliyetlerini artırmasının ardından şirketlerden daha fazla kamu payı almak ve enerji maliyetlerini tüketici açısından dengelemek. 

PORTEKİZ’DE % 33 VERGİYİ ONAYLADI 

Portekiz, 2026 petrol ve rafineri kârlarının 2024-2025 ortalamasının yüzde 20’sinden fazla üzerine çıkan bölümüne yüzde 33 oranında dayanışma katkısı getirecek düzenlemeyi hükümet düzeyinde onayladı. Ancak düzenleme henüz parlamentonun onay sürecinde; dolayısıyla yürürlükteki vergi olarak değerlendirilmemeli.

POLONYA %60 VERGİYİ GÜNDEME ALDI 

Polonya’nın modeli ise çok daha sert. Yakıt üreten, ticaretini yapan veya ithal eden şirketlerin 2025 satış gelirlerinin yüzde 120’sini aşan bölümüne yüzde 60 vergi öngörülüyor. Teklif parlamentonun alt kanadından geçti ve Senato ile cumhurbaşkanı onayını bekliyor. Kabul edilirse Mayıs-Aralık 2026 dönemini kapsaması ve yaklaşık 920 milyon euro gelir sağlaması bekleniyor. 

ALMANYA, İSPANYA, AVUSTURYA VERGİ ÇAĞRISI YAPIYOR 

Altı ülke, petrol şirketlerinin savaş kaynaklı olağanüstü kârlarının AB çapında vergilendirilmesini istiyor. Maliye bakanları, konunun 18-19 Eylül’de Dublin’de yapılacak AB maliye bakanları toplantısının gündemine alınmasını talep etti. Bakanların önerisi yalnızca Avrupa’daki kârları değil, çok uluslu petrol şirketlerinin yurtdışında elde ettiği olağanüstü kazançların da daha hedefli biçimde vergilendirilmesini kapsıyor.

ABD’DE DE “BÜYÜK PETROL” HEDEFTE

Tartışma ABD’ye de taşındı. Demokrat Senatör Sheldon Whitehouse ve Temsilciler Meclisi üyesi Ro Khanna’nın desteklediği tasarı, savaş öncesi petrol fiyatıyla mevcut fiyat arasındaki farktan doğan ekstra kazancı hedefliyor. Öneriye göre belirli büyüklüğün üzerindeki petrol üreticileri ve ithalatçıları vergilendirilecek; elde edilen gelirin bir bölümünün düşük gelirli tüketicilere vergi iadesi olarak aktarılması planlanıyor. Ancak tasarının yasalaşması siyasi açıdan zor görünüyor. ABD petrol sektörü ise böyle bir verginin yatırım iştahını ve enerji arzını zayıflatacağını savunuyor. 

Türk devlerin de kârı sıçradı

Dünyada petrokimya şirketleri ve rafinerilerin karlarındaki artışa paralel şekilde Türkiye’de de karlan yükseliyor. Tüpraş, 2026’nın ilk yarısında ana ortaklığa ait net kârını 49,8 milyar TL’ye çıkarırken, bu şirket tarihindeki en yüksek ilk 6 aylık net kâr olarak kayıtlara geçti. Petkim Petrokimya Holding A.Ş. de 2026 yılının ikinci çeyreğinde 36,4 milyar TL hasılat elde ederken, net kar bir önceki çeyreğe göre yüzde 26, yıllık bazda ise yüzde 38 artış kaydetti.